Türkçemizin yozlaşması

orhanozel

Yeni Kahvesever
Katılım
7 Ara 2025
İsyan ediyorum…

Günlük konuşmaların, sosyal medyanın ve hatta resmi sayılabilecek yazışmaların içine gelişigüzel serpiştirilen yabancı kelimeler artık gözü tırmalıyor. Aynı cümlenin yarısı Türkçe, yarısı İngilizce olunca ortaya ne düzgün bir ifade çıkıyor ne de gerçek bir zenginlik. Bu bir gelişmişlik göstergesi değil; çoğu zaman düşünmeden konuşmanın, kolaycılığın ve biraz da özensizliğin sonucu.
Bir dil, sadece iletişim aracı değildir. O dil; bir toplumun hafızasıdır, kültürüdür, mizahıdır, duygularını ifade etme biçimidir. Kelimeler kayboldukça, onların taşıdığı incelikler de kaybolur. “Update geçtim”, “deadline’a yetişemedim”, “random oldu”, “focus olamıyorum” derken aslında Türkçede karşılığı olan ifadeleri kullanmamayı tercih ediyoruz. Hatta kahve terimlerinden "Dark Roast" "Low Profil" "Veryate" gibi kelimeler kullanıyoruz. Bir süre sonra bu karşılıkları hatırlamaz hâle geliyoruz. İşte yozlaşma tam olarak böyle başlıyor: Zorla değil, fark etmeden.

Elbette yabancı dillerden kelime alışverişi tarihin her döneminde olmuştur. Bu doğal bir süreçtir. Ancak ihtiyaç olmadığı hâlde, sırf daha havalı dursun diye ana dili geri plana itmek başka bir şeydir. Bu durum dili zenginleştirmekten çok, yüzeyselleştirir. Düşünce de dil kadar sadeleşir; derinlik azalır.

Konu “yasaklayalım” noktasına gitmek zorunda değil. Mesele bilinç. Kendi dilimizle de rahat, güçlü ve modern bir şekilde ifade kurabileceğimizi hatırlamak. Türkçe; bilim konuşmaya da, teknoloji anlatmaya da, mizah yapmaya da, duyguları en ince hâliyle aktarmaya da fazlasıyla yeterli bir dil.
Biraz özen, biraz farkındalık ve biraz da saygı… Hem dile hem birbirimize. Çünkü dili korumak, aslında düşünme biçimimizi korumaktır.
 
Üst